Türkiye’deki iş gücü piyasası, 2025’te yetkinlik açığıyla karşı karşıya. EY’nin 2025 Mobilite Yeniden Tasarlandı Anketi’ne göre, işverenlerin %48’i global yetkinlik bulmakta zorlanıyor ve %74’ü üst düzey pozisyonları doldururken gecikmeler yaşıyor. Türk şirketleri, özellikle teknoloji ve finans sektörlerinde, bu açığı kapatmak için yenilikçi çözümler arıyor. Çalışan mobilitesi, hem iç hem de uluslararası yetkinlik transferiyle bu soruna çözüm olabilir mi? HR Today: Türkiye’nin İnsan Kaynakları Platformu olarak, bu soruyu Türk İK liderleri için inceliyoruz.
Yetkinlik Açığının Türkiye’deki Boyutları
Türkiye’de yetkinlik açığı, özellikle yapay zeka (AI) ve dijital dönüşüm odaklı rollerde belirgin. ManpowerGroup’un verilerine göre, Türk işverenlerin %70’i açık pozisyonları doldurmakta zorlanıyor; bu oran küresel ortalamanın altında olsa da, teknoloji ve mühendislik gibi alanlarda yoğunlaşıyor. Üst düzey rollerin doldurulmasındaki gecikmeler, şirketlerin büyüme hedeflerini riske atıyor. Örneğin, İstanbul’daki bir fintech girişimi, AI uzmanı eksikliği nedeniyle projelerini ertelemek zorunda kaldı. Türk İK liderleri, dış işe alım yerine mevcut iş gücünü yeniden yapılandırmayı ve mobiliteyi artırmayı değerlendiriyor.
Çalışan Mobilitesinin Potansiyeli
Çalışan mobilitesi, çalışanların farklı roller, projeler veya coğrafi bölgeler arasında geçiş yapmasını içeriyor. EY’nin anketine göre, mobilite profesyonellerinin %70’i, yapay zekanın esnek çalışma, çalışan üretkenliği ve risk yönetimi üzerinde olumlu etkiler yaratacağına inanıyor. Türkiye’de, örneğin, bir perakende devi, mağaza çalışanlarını e-ticaret operasyonlarına yönlendirerek hem yetkinlik açığını azalttı hem de çalışan bağlılığını artırdı. Uluslararası mobilite de bir seçenek; Türk şirketleri, Hindistan veya Avrupa’dan uzmanları işe alarak küresel yetkinlik havuzuna erişiyor. Jobbatical gibi platformlar, vize ve kültürel adaptasyon süreçlerini kolaylaştırarak bu geçişi destekliyor.
Mobilite Stratejilerinin Uygulanması
Türk şirketleri, çalışan mobilitesini artırmak için birkaç strateji benimseyebilir. İlk olarak, iç yetkinlik haritaları oluşturarak çalışanların mevcut becerilerini ve gelişim potansiyellerini değerlendirebilirler. Örneğin, bir otomotiv firması, üretim hattındaki çalışanları elektrikli araç teknolojisi eğitimine yönlendirdi. İkinci olarak, AI destekli yetkinlik platformları, görevleri otomatikleştirerek İK ekiplerinin stratejik mobilite planlamasına odaklanmasını sağlıyor. Ancak, çalışanların AI araçlarını etkili kullanabilmesi için eğitim şart. Son olarak, uluslararası işe alım için vize süreçlerini hızlandıran ortaklıklar kurulabilir. Bu stratejiler, Türkiye’deki KOBİ’ler için bile uygulanabilir.
Türkiye’de Mobilite ve İK’nın Rolü
2025’te Türkiye’de çalışan mobilitesi, İK liderleri için hem fırsat hem de zorluk sunuyor. Düşük çalışan devir oranı, mevcut iş gücünü yeniden eğitmek için bir fırsat sağlıyor; ancak, ekonomik belirsizlikler ve iş gücü piyasasındaki rekabet, mobilite programlarının tasarımını karmaşıklaştırıyor. Türk İK liderleri, esnek çalışma modellerini ve kapsayıcı politikaları benimseyerek mobiliteyi destekleyebilir. Örneğin, hibrit çalışma düzenlemeleri, çalışanların farklı şehirlerdeki projelere katılmasını kolaylaştırıyor. Ayrıca, yaşlı çalışanların deneyimlerinden faydalanmak için “unretirement” politikaları geliştirilebilir, böylece yetkinlik açığı çeşitlilikle kapatılabilir.
Soru-Cevap Bölümü
Soru 1: Türk şirketleri yetkinlik açığını kapatmak için çalışan mobilitesini nasıl kullanabilir?
Cevap: İç yetkinlik haritaları oluşturun, AI destekli platformlarla görevleri otomatikleştirin ve uluslararası işe alımı kolaylaştıran ortaklıklar kurun.
Soru 2: Çalışan mobilitesi Türkiye’de çalışan bağlılığını nasıl etkiler?
Cevap: Yeni roller ve projeler sunarak çalışanların gelişimini destekler, bağlılığı artırır. Esnek çalışma modelleri, mobiliteyi daha cazip hale getirir.
HR Today Yorumluyor
HR Today olarak, çalışan mobilitesinin Türkiye’deki yetkinlik açığını kapatmak için güçlü bir strateji olduğuna inanıyoruz. EY’nin verileri, mobiliteye yatırım yapan şirketlerin hem üretkenlik hem de çalışan memnuniyetinde artış gördüğünü gösteriyor. Türk İK liderlerini, iç ve uluslararası mobilite programlarını entegre etmeye, AI araçlarını etkili kullanmaya ve kapsayıcı politikalar geliştirmeye çağırıyoruz. Bu yaklaşım, 2025’te sürdürülebilir büyüme ve rekabet avantajı sağlayabilir.